
Okul öncesi eğitiminin gerekliliğinin tartışılmaz olduğu günümüzde artık okul öncesi eğitim programlarının niteliği odak konusu haline gelmeye başladı. 2007 yılından bu yana hizmet veren Akademinik Anaokulu bu yıl daha güçlü bir eğitim programıyla yoluna devam ediyor. Her çocuğun özel olduğu yaklaşımını benimseyen Akademinik, çocukların bireysel özelliklerine uygun yöntemlere ağırlık veriyor. Okul öncesi eğitime bakışlarını, çoklu zeka yaklaşımını temel alan eğitim felsefelerini ve gerçekleştirilen uygulamaları okul kurucusu Deniz Ünsal ile konuştuk.
Kendinizi ve okulunuzu tanıtır mısınız?
Anaokulumuz 2007 yılından itibaren faaliyettedir. Özel okul dahi olsak ruhsatımız Milli Eğitim Bakanlığından alındığı için yarı özel sayılırız. Çocuk Dostu okullar statüsünde bir okuluz. Bu tarz okullar çocuğun çevresine ve kendisine güven duymasına olanak sağlayan duygusal emniyetin önemsendiği okullardır.Çocuklar ancak saygı ve sevgi gördüklerinde saygı ve sevgi dolu davranabilirler.Bu nedenle Çocuk dostu okullar çocuklara sevildiklerini , anlaşıldıklarını ,değerli bulunduklarını hissettiren okullardır.
Eğitim programınızdan bahseder misiniz?
Eğitim programlarımızı hazırlarken kendimize rehber edindiğimiz soru çocukların nasıl daha kolay ve etkin öğrenebilecekleri oldu. Nasıl ki her çocuk farklı görünüşe sahipse, her çocuğun kendine özgü ilgi alanları, becerileri, öğrenme türleri, tercihleri ve kişiliği bulunuyor. Bir eğitim programı bu özelliklere hitap edebilecek esneklikte oluşturulmazsa gereksinimleri yeterince karşılayamıyor demektir. Bizim eğitim programımızın amacı her çocuğun kendi hızında ve kendi öğrenme gereksinimleri doğrultusunda ilerlemeleri sağlamaktır, çünkü çocuklar kendilerine uygun koşullarda her şeyi öğrenebilirler. Sınıfta yapılan uygulamalar farklı zeka türleri göz önünde bulundurularak çeşitlendirilir. Çocuklar arkadaşları ile etkileşim içinde öğrenirler. Onlara sorumluluk vererek kendilerine güven duymaları sağlanır. Çocukların ifade özgürlüğünün olduğu, edindikleri bilgi ve deneyimleri kullanmalarını sağlayacak aktif katılım olanakları yaratılırken aynı zamanda toplum kuralları ve değerlerini öğrenip uygulayabilecekleri bir ortam sağlanır.
Çoklu zeka yaklaşımını biraz açıklar mısınız?
Öğrenme psikoloğu Howard Gardner 1983 yılında zeka kavramını yeniden tanımlamıştır. Çoklu Zeka Kuramı adı verilen kuramında zekanın tek bir boyutta değerlendirilemeyeceğini savunmaktadır. Gardner’a göre her birey farklı derecelerde farklı zeka türlerine sahiptir. Çocuklar zeka türlerine çeşitli düzeylerde sahip olarak doğarlar ve bu zeka türlerinden bazılarına daha eğilimli olabilirler. Bu yaklaşımın eğitimde kullanılması, her çocuğun öne çıkan becerilerinin farklı olduğunun farkedilerek bunlara özgü yöntemlerle daha kolay ve etkili öğrenebileceği programlar hazırlanması yoluyla gerçekleşir. Gardner’ın tanımladığı zeka alanları ve bu alanlarda güçlü olan kişilerin öğrenme yolları şöyle sıralanabilir. Sözel – Dilsel Zeka söyleyerek, dinleyerek, okuyarak ve görerek öğrenir. Mantıksal – Matematiksel Zeka sınıflayarak, sıralayarak ve soyutlayarak öğrenir. Görsel – Mekansal Zeka görselleştirme ve hayal kurarak öğrenir. Bedensel – Kinestetik Zeka dokunarak, yaparak ve hareket ederek öğrenir. Müziksel – Ritmik Zeka müzik eşliğinde, ritim ve melodiyle öğrenir. Kişisel – İçsel Zeka kendi başına, kendi hızında, kişisel becerilerini kullanarak öğrenir. Kendi başına çalışmayı, başarmayı sever. Kişilerarası – Sosyal Zeka paylaşarak, çevresindekilerle işbirliği yaparak ve karşılaştırarak öğrenir. Doğa – Varoluşcu Zeka araştırarak, gözlem yaparak, çevreyi ve olayları gözlemleyip inceleyerek öğrenir.
Okulunuzda ne tür etkinlikler uygulanmaktadır?
Sınıf öğretmenleriyle yapılan faaliyetler dışında branş dersleri olarak seramik, drama, dans, bale, müzik ve İngilizce etkinlikleri uygulanmaktadır. Bu etkinliklerin amacı çocukların bireysel yeteneklerinin keşfedilip güçlendirilmesidir. Bu yıl özellikle İngilizce eğitimimizde oldukça iddialıyız. Ayrıcalıklı bir İngilizce programı uygulamaktayız. Şimdiden öğrencilerden ve velilerimizden olumlu geri dönüşler alıyoruz.
İngilizce eğitiminizi ayrıcalıklı yapan nedir?
Anaokulunda Yabancı Dil eğitimi gerekli midir?İngilizce eğitimimiz çocukların doğal yolla İngilizce’yi öğrenmesine dayalıdır. Sistemimizde öğrenciler yoğun olarak İngilizce’yle karşılaştırılır. Haftanın en az üç günü çocuklar yalnızca İngilizce konuşulan bir ortamda görsel ve işitsel materyallerle öğrenirler. İngilizce sınıfı geleneksel sınıf ortamından çok farklıdır. Çocuklar kısıtlanmadan özgürce oyun oynayabildikleri doğal bir ortamda eğlenerek öğrenirler. İngilizce eğitiminde ilk amacımız çocuklarda İngilizce’ye karşı olumlu bir tutum oluşturmaktır, bu nedenle sistemimiz oyun temellidir. Sistemimizin bir diğer farkı ise hiçbir zaman Türkçe’ye çevirinin bir öğretim aracı olarak kullanılmamasıdır. Yabancı dili, çeviri yoluyla öğretmek öğrencilerin dili algılamasında ve tepki vermesinde dolaylı bir yol kullanılmasına ve yavaşlığa neden olur. Oysa biz gerçek nesneler, oyuncaklar ya da resimler kullanarak öğretiyoruz. İngilizce’yi 0-6 yaş döneminde öğrenmek çok önemlidir, çünkü araştırmalar yedi yaş öncesi dönemin yabancı dil öğrenmede kritik süreç olduğunu kanıtlamıştır.
Rehberlik sisteminizle ilgili bilgi verir misiniz?
Okul öncesi dönemde çocuğun sağlıklı bir rehberlik hizmeti alması; özgüveni, sosyalleşmesi, öğrenme becerileri ve kazandığı alışkanlıklar açısından çok önemlidir. Akademinik genel çerçevede çocukların okula ve sosyal çevreye uyumu, önleyici ve destekleyici rehberlik, bireysel farkların saptanması ve takibi, aile danışmanlığı alanlarında rehberlik hizmeti vermektedir. Rehberlik hizmetleri sınıf içi etkinlikler, gözlem, testler, veli seminerleri, aylık bültenler gibi etkinliklerle yürütülmektedir. Rehberlik programımızın temel amaçları çocukları problem çözme becerileri, temel değerlerin kazanılması, özgüven, sosyal duyarlılık ve iletişim alanlarında geliştirmektir. Programımızın bireyselliğe verdiği önem çocukların özel durumlarının saptanmasında da avantaj sağlamaktadır. Rehberlik etkinlikleri konusunda velilerimizin talepleri ve önerileri de dikkate alınarak aile-öğretmen-öğrenci üçgenin sağlıklı bir biçimde kurulması amaçlanmaktadır.
Anaokuluna gitme imkanı olmayan çocuklara evde nasıl bir eğitim verilmesini önerirsiniz?
Her çocuğun sosyal kuralları toplum içinde öğrenip iletişim becerilerini geliştirmesi açısından birebir eğitilmesi yerine okulda eğitim alması önemlidir, ancak bu eğitimi alamıyorsa ebeveynlerin doğru davranış ve uygulamalarıyla yaşıtlarına olabilidiğince yakın düzeyde ilköğretime başlaması amaçlanmalıdır. Genel olarak bahsetmek gerekirse öncelikle çocuklara iyi birer model olmak gerekir. Açık iletişim kurmak, sorduğu sorulara doğru bir biçimde cevap vermek, cevap verilemeyen sorulara ise “biraz daha büyünce cevaplayacağım” diyerek onu rahatlatmak sağlıklı iletişimin ilk basamaklarıdır. Çocuğun duygularını tanımasına ve ifade etmesine destek verilmeli, “sen artık büyüdün büyük çocuklar korkmaz” gibi geçiştirme ifadeleri yerine onları anladığınızı hissettiren ifadeler kullanarak sorunun çözülmesine yardım edilmelidir. Sosyal gelişimlerinin yanı sıra, zihinsel ve fiziksel gelişimlerini desteklemek için ise çeşitli el becerisi ve dil etkinlikleri uygulanabilir.
Eğitim kadronuz konuya ne kadar hakim?
Okulumuzda bütün öğretmenlerimiz Çocuk Gelişimi veya Okul öncesi Öğretmenliği bölümü mezunu. Öğretmenlerimiz yenilikleri takip eden, çocuğun yararına olanlara öncelik veren , teknolojiyi çocukların ve kendilerinin gelişmesine yarar sağlayacak şekilde kullanmayı prensip edinmiş eğitimcilerdir.Okulumuzun misyon ve vizyonunun farkında olarak yaşam boyu öğrenmenin önemini bilmek ve ona göre davranmak, öğrencinin ve ailesinin memnuniyetini değerlendirmek, çocuğun gelişimini izleyerek aileye rehberlik etmek eğitmenlerimizin genel profilini yansıtmaktadır.
HABER: 7 Tepe Gündem










